İnsanlık sudaki hayatı keşfettiğinden beri denizlerden akarsulardan ve göllerden besin elde etmek için yararlanmaktadır. Dolayısı ile insanlığın balık ile olan ilişkisi çok eski yıllara dayanmaktadır. Kültür balıkçılığı ile ilgili ilk bilgilere ise M.Ö. 2000’li yıllarda Platon (Eflatun)’un kaleme aldığı “Devlet Adamı” eserinde rastlanmaktadır. Çinlilerin 5bin yıldır sazan balığını toplayıp besleyip büyütüp tüketildiği bilinmektedir.
Türkler Anadolu’ya Orta Asya’dan
gelen göçebe bir toplum olarak yüzyıllarca besinlerini çoğunlukla karasal
hayvanlardan elde etmişler ve yaşam tarzları nedeni ile denizlerden ve
göllerden yeterince faydalanamamışlardır. Ne zaman ki Anadolu’ya gelip deniz
ile buluşunca bu bölgede yüz yılardır besinini denizlerden sağlayan halklardan
balıkçılığı öğrenmişlerdir. Dolayısı ile Türk’lerde balık tüketme alışkanlığı,
denizden geçimini sağlayan diğer toplumlar kadar gelişmemiştir.
Peki dünyada su ürünleri üretimi
verileri nedir?
Su Ürünleri üretimi avcılık ve
yetiştiricilik olarak iki şekilde gerçekleşmektedir. 2010 verileri dünyada
toplam su ürünleri üretiminin 148 milyon ton olarak gerçekleştiğini, 2011
yılında bu üretim miktarının 154 milyon tona ulaştığını göstermektedir. 2011
yılında yetiştiricilik yolu ile yapılan toplam üretim miktarı ile 63,5 milyon ton
civarındadır. Dünyada 1960’larda 9.9 kg olan kişi başı ortalama balık tüketimi
2011 yılına gelindiğinde 18.6 kg’a ulaşmıştır (1). Bir kişinin bir yılda
tükettiği balık miktarı Japonya’da 70kg civarında iken ülkemizde ise maalesef
kişi başı balık tüketimi yıllık halen 8 kg civarındadır. Uzmanlar bu rakamın
dahi gerçeği yansıtmadığını gerçekte bundan daha az olduğunu çünkü Anadolu
insanı bırakın lüferi, çipurayı, levreği hatta hamsiyi bile zor görmektedir
(2). 8 bin 300 km’lik kıyı şeridine sahip ülkemiz, en değerli besin kaynağı
olan balık tüketiminde de maalesef birçok ülkenin gerisinde kalmıştır.
Hiç yorum yok :
Yorum Gönder