15 Kasım 2013 Cuma

Türkiye ve Balık







İnsanlık sudaki hayatı keşfettiğinden beri denizlerden akarsulardan ve göllerden besin elde etmek için yararlanmaktadır. Dolayısı ile insanlığın balık ile olan ilişkisi çok eski yıllara dayanmaktadır. Kültür balıkçılığı ile ilgili ilk bilgilere ise M.Ö. 2000’li yıllarda Platon (Eflatun)’un kaleme aldığı “Devlet Adamı” eserinde rastlanmaktadır. Çinlilerin 5bin yıldır sazan balığını toplayıp besleyip büyütüp tüketildiği bilinmektedir.




Dünya nüfusunun 7 milyarı geçtiği günümüzde insanlığın protein ihtiyacını en sürdürülebilir ve en kaliteli en ucuz şekilde karşılamanın tek önemli yollarından birisi balık tüketimidir. Karasal hayvanların etlerine nazaran daha kaliteli bir besin olduğu tüm beslenme uzmanları tarafından belirtilen balık doğal sularda gerek yanlış avlama, gerekse ihtiyaçtan fazla avlanma ile son yüz yılda azalmaya başlamıştır. Dolayısı ile ucuz ve kaliteli bir besin olan balığın yetiştirilmesi insanlığın doğru beslenmesi açısından oldukça önemlidir. Gerek Birleşmiş Milletlere bağlı Dünya Tarım ve Gıda Örgütü, gerekse Avrupa Birliği, azalan karasal üretim alanları ve doğal balık stokları nedeni ile sürdürülebilir su ürünleri yetiştiriciliğini, tek çare olarak görmekte ve çalışmalarını bu yönde arttırmaktadır.

File:Daychin Tengry.jpg 

Türkler Anadolu’ya Orta Asya’dan gelen göçebe bir toplum olarak yüzyıllarca besinlerini çoğunlukla karasal hayvanlardan elde etmişler ve yaşam tarzları nedeni ile denizlerden ve göllerden yeterince faydalanamamışlardır. Ne zaman ki Anadolu’ya gelip deniz ile buluşunca bu bölgede yüz yılardır besinini denizlerden sağlayan halklardan balıkçılığı öğrenmişlerdir. Dolayısı ile Türk’lerde balık tüketme alışkanlığı, denizden geçimini sağlayan diğer toplumlar kadar gelişmemiştir.


Peki dünyada su ürünleri üretimi verileri nedir?



Su Ürünleri üretimi avcılık ve yetiştiricilik olarak iki şekilde gerçekleşmektedir. 2010 verileri dünyada toplam su ürünleri üretiminin 148 milyon ton olarak gerçekleştiğini, 2011 yılında bu üretim miktarının 154 milyon tona ulaştığını göstermektedir. 2011 yılında yetiştiricilik yolu ile yapılan toplam üretim miktarı ile 63,5 milyon ton civarındadır. Dünyada 1960’larda 9.9 kg olan kişi başı ortalama balık tüketimi 2011 yılına gelindiğinde 18.6 kg’a ulaşmıştır (1). Bir kişinin bir yılda tükettiği balık miktarı Japonya’da 70kg civarında iken ülkemizde ise maalesef kişi başı balık tüketimi yıllık halen 8 kg civarındadır. Uzmanlar bu rakamın dahi gerçeği yansıtmadığını gerçekte bundan daha az olduğunu çünkü Anadolu insanı bırakın lüferi, çipurayı, levreği hatta hamsiyi bile zor görmektedir (2). 8 bin 300 km’lik kıyı şeridine sahip ülkemiz, en değerli besin kaynağı olan balık tüketiminde de maalesef birçok ülkenin gerisinde kalmıştır.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder